Konu Gönder  Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
NAKŞIBENDI TARIKATIYLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ VE UYGULADIĞI EDEBLER
10-24-2008, 10:10 PM
Mesaj: #1
NAKŞIBENDI TARIKATIYLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ VE UYGULADIĞI EDEBLER
Seyda hazretleri (k.s.) sağlam bir itikad bilgi sinden sonra fıkıh kaidelerinin (ilmihal bilgileri) iyice öğrenilmesini tavsiye eder, bundan sonra Nakşibendi adabının tam olarak uygulanmasını isterdi. Kendi uygulamalarında ve yaşantısında hiç bir zaman Sünnet-i Şerife ve Şeriat-ı Garra'ya aykırı en ufak bir hareketi görülmezdi. Bilhassa kadınlarla erkeklerin bir arada bulunarak çeşitli faaliyetlerde bulunmaları, sohbetleri gibi zamanımızda dikkat edilmeyen uygunsuz davranışlar üzerinde çok dururdu. Bağlılarından bunlara dair istismar edici şikayetlerin gelmesi onu çok üzerdi. Bu zamana kadar tarikatın saf olarak korunması şeriat ve tarikat adabına tam olarak riayetten dolayı olduğunu sık sık tekrarlardı. Nakşibendi tarikatının iman ve ümmet-i Muhammede mensubiyetten sonra üçüncü büyük nimet olduğunu birçok sohbetlerinde anlatmışlardı: "Nakşibendi tarikati hakikî ve paha biçilmez bir tarikattir. Bundan istifade edip gayeye ulaşmak ancak tarikata uymayan şeylerden kaçinmak, tarikatin yolundan gitmek ve Allah (c.c.)'a ulaşmaya hedef edinmekle mümkündür. Kurallarina uyulursa, görecegi istifadeyi hiçbir şeyde göremez. Bu, insani Allah'a götüren en kestirme ve emniyetli yoldur. Ancak hakiki Nakşibendi olabilmek için, insanin tarikat adabina, şartlarina ve talimatlarina göre hareket etmesi, dikkatli rabita yapmasi lazimdir. Bu öyle büyük bir tarikattir ki daha henüz girilmeden bile insanda degişiklikler olmaya başlar. Allah muhabbeti kalblere dolmaya başlar, dünyadan yüz çevrilir. Fakat tarikata girildikten sonra bu haller kuvvetlenmeye başlar. Dünya sevgisi kesilir, eski cimrilik, nefret, kin ve düşmanlik hallerinin kalmadigi, eski davranişların terkedildiği gözlenir. Arkadaş çevresinin degiştigini görür, huyu farklilaşir, halim olur, sabir ehli olur. Allah (c.c.)'ın bahsedildigi sohbetler her şeyden tatli olur, taât ve ibadet hoş gelir. Nakşibendi olduktan çok kisa bir süre sonra yüzünü Allah'a döndürür. Hatta bazilari samimi olarak şeyhinin elini tutup tevbe ettigi andan itibaren, adap ve talimat almadan Allah (c.c.) evliyalari arasina karişir. Nakşibendi Tarikatinda olanlar, mensub olmayanlara baktigi zaman onlarin helal-haram demeksizin önlerine ne gelirse, hoşlarina ne giderse, almakta ve yapmakta olduklarim görüp fikih ve tarikattan haberleri olmadigini görüyor. Fakat tarikata girince, bunlan farkediyor, dikkat etmeye başliyor. Rabbine karşi vermiş oldugu söze:
"Ya Rabbi, ben pişmanim, yaptigim bütün günahlardan nadimim. Keşke yapmasaydim, inşaallah bir daha yapmayacagini "

ahdine sadik kalarak Allah (c.c.) Teala'nin dostlugunu gözetir. Allahu Teala'yla dostluk ise insani şeytanin şerrinden mutlak korur; zira tarikat-i aliyye'ye intisab eden kimse devamli zikirle meşgul oldugundan şeytan ona yaklaşamaz."

Seyda hazretleri (k.s.) hakkinda en çok sarfedilen sözlerden birisi: "Niçin sohbet yapmiyor?" .idi. Hemen her zaman duyulan bu itham tam olarak gerçekleri yansıtmıyordu. İrşadının başlangıcından beri çevresinde bulunanların şehadetine göre ilk yıllarda akşam ile yatsı namazları arasında mazaretleri dışında cemaate düzenli olarak sohbette bulunurdu. Bu durum ziyaretçilerin akın akın gelip, akşam namazından saatler sonrasına kadar süren tevbe ve tarikat telkinine kadar devam etmiştir. Şeyda hazretleri bundan sonra sohbet etmeye zaman bulamamıştır. Ancak özel durumlar veya seyahatlerde uygun anlarda nadiren sohbette bulunmuşlardır. Zaten kendiside daha Önceleri sohbetin zahiri sözlerinin değil manevi tasarruf gücünün Önemli olduğunu; esas gücün mürşid-i kamilin meclisteki cemaate tasarrufatıyla ortaya çıktığını söylemişti. Zahiri sözle tesir olsaydı vaiz ve hocaların kalabalık camilerdeki halka hitaplarının etkili olması gerektiğinden bahsederek şu şekilde buyurmuşlardı: "Sohbet bir eğlencedir. Nasıl ki üç-dört yaşındaki çocukları lafla eğlendirirler, mükafatlandırırlar veya kandırırlar ise sohbette büyükleri cennetten bahsedip neşelendirmek, cehennemden bahsedip korkutmak içindir. Salikleri başlangiçta tarikata aliştirmak için sohbet yapilir. Esasta, hakiki Nakşibendi tarikatinda sohbet yoktu, sonralari bir rükün mesabesinde olan sohbete Sadati Nakşibendi çok fazla kiymet vermemişlerdir. Irşad sohbetle degil manevi tasarruf iledir, Şayet irşad sohbetle olsaydi, binlerce vaiz, hatip ve konuşmasi güzel kimselerin birer mürşid olup irşad makaminda oturmalari icab ederdi. Tam tersine, Gavsi Hizani gibi zatlarin çok az sohbetle çok geniş kitleleri irşad etmeleri irşadin zahiri sözle degil, batini olan manevî tasarrufla oldugunun işaretidir. Sohbet ise manevî tasarrufa zemin hazirlayan, talipte alma gücünü kuvvetlendiren bir araçtir. Zaten bu zamanın insanlarını sadatın himmeti ve manevî tasarrufu olmadan düzeltmek çok zordur. Çünkü fesad çoğalmış, her tarafı zorluk ve günahlar sarmıştır. İnsanın bunlara karşı direnme gücü olmadığı için Nakşibendiyye tasarrufu ve himmeti olmaksızın Allah'ın yolunu tutmak mümkün olmaz. Eskiden insana nefs ve şeytan düşman iken şimdi bütün alem insanın dinine ve imanına düşman olmuştur. Bunlarla ancak Nakşibendi silsilesinin himmeti ve manevi kuvveliyle mücadele edebilir. İsteklilerin Nakşibendî Tarikatı Pakistan'da, Hindistan'da, Yernen'de bile olsa hiç durmadan oralara koşup tarikata intisap etmeleri icab ederdi. Allah dostluğunu kazanmak isteyenleri bu tarikatın ne kadar faydalı olduğunu çok iyi bilirler. Nakşibendi Tarikatında ve diğer tarikatlarda tek gaye Allah'ın rızasını kazanmaktır. Peygamberin (s.a.v.) şeriatına tam ittiba ederek şu husus bilinmelidir; mak-sud tarikat değil Allah'ın zatı, Allah'ın dostluğudur. Allah'ın rızası kazanılınca insanda hiçbir noksanlık kalmaz, dünya ve ahiretin iyikleri ona verilir. Dünyadaki mükafatlardan daha önemlisi ahiret hayatındaki güzelliklerdir; ebedi olarak rahat, huzur, saattet ve nihayet Cemalullah'a kavuşmaktır."

Seyda hazretleri Nakşibendi tarikatinin başlangicinin Hz. Ebubekir Siddik (r.a.) hazretlerine dayandigini, onun da bu yolun adab ve talimatini Hz. Resulul-ah'tan talim ettigini söylemiş ve şöyle anlatmiştir: "Bu öyle bir tariktir ki insanın amelinde riyanın eseri bile bulunmaz. Zira yapılan görevler kişinin kendisi ile Rabbi arasında kalır, hiç kimse sırrına vakıf olamaz, hatta Allahu Teala'nın meleklerinin bile, haberi olmaz. Sevap yazmakla görevli olan meleğin haberi olmadığı için yapılan amelleri hesap defterine geçiremezler. O Allah'ın ilminde ve emanetinde kalan gizli bir mal olduğu için varlık duygusuna yol açmaz, hayırları batıl etmez. Ancak kıyamette Alemlerin Rabbi açıkladığı zaman bilinir. Gavs hazretlerinin cahil, ilimden nasipsiz bir müridi vardı. Bir gün Gavs hazretlerine: "Kurban, kalben zikir yaptığım zaman melekler yazmıyorlar. Fakat sesli zikir yapıp salavat getirdiğimde meleklerin yazı yazarken kalemlerinin sesini duyuyorum. Tekrar kalben zikire geçtiğimde sesleri duyamıyorum." dedi. Bunu saflığından, bilmediğinden söylüyordu. Gavs hazretleri: "Doğrudur, kalpten yaptığın gizli zikri Allahu Teala'nın melekleri yazmazlar. İnsanın ağzından çıkmayana kadar onlar yazmazlar, fakat yapılan zikirde melekler yazmadı diye kaybolmaz. Kıyamete kadar Allahu Teala'nın yanında emanette kalır." buyurdular. Nakşibendi de esas insanın kalbidir. Yapılacak zikirse onun ıslahıdır, kalbin çalışması içindir. Çalışmaya başlayan kalb aynen saate benzer, sahibi başka işlerle meşgul olsa bile o saat gibi çalışmasına devam eder. Çalışmıyorsa da sahibine fayda temin etmez. Aynı zamanda kalbi çalışanın durumu, dükkanı dolu olup kazancı çok olana benzer ki çalışmaya başlıyan kalbi, her vakit devamlı olarak Allah'ın zikriyle meşgul eder. Bir saniye, bir dakika bile boş durup gafil olmaz. Halbuki boş olanın durumu da dükkanı boş olana benzer. Kalbi bir dakika zikrederse geri zamanı boş geçer, haliyle kendisine de bir dakikalık zikir yazılır. Radyo evi çalıştığı zarnan nasıl açılan her radyodan ses çıkarsa, çalışmadığı zaman akşama kadar radyoyu açık bıraksan ses gelmezse, vücudun radyoevi olan kalb Allah'ın zikrini yaptığında bütün vücutta onunla zikreder. Şayet kalb ölüyse tüm vücutta ölüdür. Bu tarikatta zikirlerin hepsi hafidir (gizlidir), aleni (açıktan) hiçbir şey yoktur. Vird, Rabıta, Teveccüh, Hatme ve diğer zikirlerin hepsi gizlidir, insanın Rabbi ve kendisi arasındadır. Tarikatı Nakşibendide mürid tevbe alıp intisab edince Alemlerin Rabbi mürşidin ervahından bir tane halkeder. O devamlı müridle olur, kalbine tasarrufta bulunur. İsterse milyonlarca mürid bulunsun Allahu Teala o kadar ervah yaratır. Bu Alemlerin Rabbi için zor değildir. Allahu Teala dostları olan Sadat-ı Nakşibendi için binlerce, hatta onbinlerce ervah yaratır ve böylece tasarrufta bulunmalarına izin verir. Mürşid-i kamil Cenab-ı Hakkın izniyle ve yardımıyla ervahı vasıtasiyle müridin durumundan haberdar olur. Günah işlemeye yellenmez, namaz vakti uykudan uyanama-yınca şeytan musallat olunca Allahu Teala'nın bildir-mesiyle müridi görür, ikaz eder ve mani olur. Bugün Nakşibendi Tarikatin'dan başka tarikatlar özelliklerini kaybetmişlerdir. Gavs hazretler: "Nakşibendi Tarikati Hz. Mehdi'ye kadar bozulmadan devam edecek ve Hz. Mehdi'ye intikal edecek (Hz, Mehdi Nakşibendi Halifesi ve Seyyid olacak). Mez-heblerden Hanefi mezhebi, tarikatlardan da Nakşibendi tarikati kiyamete kadar devam edecek." buyurmuşlardir. Buraya kadar sayılan sebeblerden dolayı ve günahlardan sakınıldığı, halkın menfaat gördüğü ve onunla Allah'ın yoluna girilip talibinin çok olması dolayısıyla Nakşibendi Tarikatına devamlı hücum edilmektedir. Bal arısı nasıl tatlıya konuyorsa, tabiatıyla bu tarikata da saldırı olacaktır. Fakat şu ana kadar eksilme olmadan sürmüştür ve sürecektir. Tarikatı Nakşibendiye hakkında Şeyda Hazretle-ri'nin zaman zaman belirtmiş olduğu görüşlerini aktardıktan sonra bu yolu talebedenlerden uyulması istenen edeblerden kısaca bahsetmek istiyoruz. Zira tarikatın anası edebdir, insan Allah-u Teala'ya ancak edeble erişir, erişemeyende edebi terkettiğinden erişemez, bilinen sözdür: "Vusulsuzlük, usulsüzlüktendir (erişememek, kuralsızlıktandır.)" denmiştir. Bundan dolayı tarikata giren bir talibin aşağıda sayılan adaba uygun hareket etmesi menfaati icabıdır: Tarikatten gaye kendi nefsini ıslah etmek ve ihla-sı kazanmak içni Muhabbetullahı tahsil etmektir. Bu işin temeli ise MUHABBET VE GAYRET'tir. Şah-i Nakşibend (k.s.) hazretlerinin açikladigi gibi bu yolda kemâl derecesine erişmek için bütün vaciplere uyulacak, bid'atlardan, ruhsatlardan kaçinarak haram ve mekruhlardan sakınılacaktir. Bu tarîk batil ve şeriate muhalif saçma sapan sözlerden uzaktir. Eğer şeriat hududu tesbit edilmemiş olsaydı,.nefs ve şeytanin bizi aldatacagi muhakkakti. Lakin şeriatin hududuna tecavüz etmek muhabbet ve gayrete ziddir. Bu nedenle şeriat hududunu aşmak veballerin enbüyügüdür. Şeriatin emirleri oldugu gibi tarikatin da adaplari vardir. Bu kurallara uymak lazimdir. Batil şeyler ihdas edip asliyette olmayan bid'atlari çikarmak en büyük ahlaksizlik ve en büyük adapsizliktir.

Her şeyin bir kanunu bir nizami vardir.

*Tarikâtında kanunu vardır. Tarikat edep erkandır.
*Sofi edepli olmalıdır. Tasarrufa şekle degil, edeple erişilir.
*Aksi haller kalbe zararlıdır.
*Dergaha ziyarete gelenler Şeyh hazretlerinin elini incitmeden yumuşakça tutmali ve incitmemelidir.
*îlk gelişte ve dönüşte olmak üzere ancak iki kez elini öpmelidir. Aksi haller kalbe zararlidir.

TEVBE VE ADABI

Tevbe, çok kıymetli bir lütfü ilahidir. Gönülden pişmanlik duyup tevbe eden kimsenin seyyiati (kötülükleri) Allah (c.c.) tarafindan silinip yerine miktarmca hasenat (iyilik) yazilir. Bütün günahlari hayra tebdil edilir. Kalben değilde sadece dille yapılan tevbe için ikinci bir defa tevbe etmek gerekmektedir.

TEVBENİN ŞEKLİ

"Ya Rabbi yapmış olduğum bütün günahlarımdan ben pişmanım. Keşke yapmasaydım. İnşallah bir daha ben yapmayacağım. Ben kabul ettim. Seyyid Abdul-baki hazretlerini (k.s.) kendime şeyh kabul ettim" denilir.

TEVBENİN ADABI

* Tevbenin vakti ve özel bir yeri yoktur. Her zaman ve her yerde verilebilir.
* Her gün tevbe alınabilir. Yalnız bu âdet haline getirilmemelidir.
* Tevbe alırken kıbleye dönmek adaptandır.
* Şeyh hazretlerinden uzak yerde bulunanlar yilda bir tarikat tazeleyebilirler.
* Mürşidinden çok uzakta olan vekillerde bir yildir gelmiyorlarsa birbirinden tevbe alabilir, tarikat tazeleyebilir.
* Kadınlara tevbe, perde veya kapı arkasından verilir.
* Erkek vekil kendisine nikahı düşmeyen (anne, teyze, kızkardeş, hala gibi) kadınlara el tutarak tevbe verebilir.
* Kadın vekiller de kendisine haram olmayan (koca, evlat, kardeş gibi) erkeklere tevbeyi el tutarak verebilir.
* Mazereti olanlar (hastalık, fakirlik, yaşlılık, izin alamamak gibi) yılda bir tarikatını, 20-30 günde bir tevbesini vekiller yanında tazeleyebilirler.
* Namazını kasden terkeden, büyük günahlardan birini işleyenler vekiller yanında hiç beklemeksizin tevbesini tazeleyebilir.
* Kadın vekiller özel hallerinde sadece tarikat verebilir. Rabıta-hatme yapamaz. 8 şart, rabıta, vird, hatme talimatlarını verebilir. Diğer kadınlarda rabıta, vird hatme yapamaz.
* Namaz kılmayı bilen buluğa ermiş ve ermemiş çocuklara da tevbe verilir.
* Cinli veya perili olanların namaz kılabilecek kadar normal olanlarına tevbe verilir. Daha ağır durumdakilere tevbe verilmez.
* Sarhoşa sarhoşkende tevbe verilebilir.
* Başka tarikatta olanlara veya hiç bir tarikata mensup olmayanlara isterlerse tevbe ve tarikat verilir.
* Hatmede zikir taşlan ortaya gelmişken tevbe Istemek adapsizliktandir.
* Zaruret halinde abdestli olmadan tevbe alınıp verilebilir.
* Şeyh hazretlerinden bir günde birden fazla tevbe ve tarikat tazelemek zararlidir. Uzun bir müddet sekiz şarti (20-30 gün gibi uzun bir zaman) geciktirenler de yapmalidir. Veya yeniden tarikat almalidir.
* Tevbe eden sağırsa, okuma yazma biliyorsa kağıda yazılıp eline verilir, dille tekrarlayarak yapar. Dilsizler kalben yapar. Okuma bilmiyorsa tevbe verilebilir. Tevbe alan dilsizse tevbeyi kalbi olarak yapacaktır.
* Ölüm anında da olsa kişiye tevbe verilir.
* Erkek vekiller kapı veya perde arkasından tevbe verirken kadının da tevbeyi cehri söylemesinde bir mahzur yoktur.
* Vekil olmayan bir sofinin tevbe ve tarikat vermesi geçerli değildir.
* Şeyhten uzakta olan sofiler vird, rabita, hatme veya rüyada gördüklerini başkalarina söyleyemezler, vekile söyleyebilirler.

BÜYÜK TEVBEYI TAZELEMEYİ GEREKTİREN HALLER

Tevbe eden kimse madem ki (bir daha ben yap-mıyacağım) diye söz veriyor. Allah (c.c.)'la olan ahdine sadık kalmalı sözleşmeyi unutmamalıdır.
* Tevbeyi bozdum ben bu yoldan, yani tarikattan çıktım diyen tarikat tazelemelidir.
* Lafza-i Celal virdi esnasında cezbesiz bilerek ve açıktan sesli olarak 3 defa zikreden tarikat tazelemelidir.
* Cehri zikrin her türlüsüne 3 defa katılan veya 3 ayrı mecliste açık zikir yapanlar tarikatını tazelemelidir. Lakin açık zikre katılıp da açıkta zikretmeden sessizce oturana tarikat tazelemek icabetmez.
* Büyük-küçük günahları helal kabul edip işleyenler (yani kişiyi imandan çıkaran her halde o kişi) imanını, nikahını, tarikatını tazelemelidir.
* Gereksiz yere tarikat tazelemek adapsızlıktır. Büyük günah işleyenler, namazi mazeretsiz terkedenler tarikati tazelemelidirler.

SEKİZ ŞART

Tevbe alan kimse sekiz şarti yapmazsa hiç bir fayda görmez.

SEKİZ ŞARTIN YAPILIŞ ŞEKLİ

1- Tevbe niyetiyle abdest almak abdest azalarını yıkarken bu azalar ile işlemiş olduğu günahlarını hatırlayarak Allah (c.c.)'dan mağfiret olunması için yalvarır.
2- Tevbe niyetiyle boy abdesti almak, ben vücudumun kirini su ile yıkadım temizledim. Ya Rabbi sen de ilahi nurunla benim kalbimin zûlümatım temizle ve beni affet diye yalvarır.
3- Tevbe niyetiyle istihare namazı kılmak iki rekat olan istihare namazının birinci rekatında Fatiha'dan sonra "Kafinin" sûresi, ikinci rekatında Fa-tiha'dan sonra "İhlas" sûresi okumalıdır. Bilinmiyorsa bilinen sûrelerle namazını kılar.
4- Tevbeyi 3 kere tekrarlamak Kalb ve lisanen: "Ya Rabbi yapmış olduğum bütün günahlardan ben pişmanim, keşke yapmasaydım. inşallah bir daha yapmayacağım" der ve bunu 3 defa tekrarlar. Gözler kapatılır ve adabın sonuna kadar açılmaz.
5- 25 Estağfirullah demek Dil ile hafifçe söylenir. Bu istiğfar huzuru kalble ve günahlarından pişmanlık sebebiyle içi yanarak yapılmalıdır.
6- 8 Fatihayı Şerife okumak Kalbin pasının gittiğini, sadatın himmetiyle ilahi feyzi kabule hazır bir hal aldığını düşünerek sadatlann himmetini celbetmek için tek tek sekiz Fatiha'yı okur ve aşağıda yazılı yerlere hediye eder.
Her Fatiha'yı evvela Peygamberimiz (s.a.v.) ve alî ve ashabının (r.a.) ruhlarına hediye eder. İlave olarak her Fatiha'ya kendi numara sırasında yazılanları söyler. Hediye sırasına göre isimler: 1- Şah-i Nakşibend (k.s.) Şeyh Seyyid Abdülkadir Geylani (k.s.) 2- Abdulhalik Gücduvani (k.s.) İmam-ı Rabbani (k.s.) 3- Şeyh Mevtana Halid Zülcenaheyn (k.s.) Şeyh Seyyid Abdullah (k.s.) 4- Şeyh Seyyid Taha (k.s.) Seyyid Sıbğatullah Arvasi (k.s.) 5- Şeyh Abdurrahman-i Tahi (k.s.) Şeyh Fethullah (k.s.) 6- Şeyh Muhammed Diyauddin (k.s.) Şeyh Ahnied Haznevi (k.s.) 7- Şeyh Seyyid Abdulhakim Hüseyni (k.s.) Şeyh Sultan Seyyid Muhammed Raşid (k.s.) Hazretlerinin ruhlarina ve 8- Şeyh Seyyid Abdulbaki (k.s.) Hazretlerinin ruhaniyetine hediye edilir. İsimleri ezbere bilenler ezberinden söyler.

Bilmeyenler: Bize sekiz şart talimatı verilirken söylenen isimlere hediye ettik derler. Gözlerini açıp isimleri kağıttan okumazlar. Talimatı verenin, 8 Fatiha'nm hediye edildiği isimleri tevbe edene tek tek söylemesi lazımdır. Hediyeden sonra: Ya Resullah (s.a.v.) Al ve Ashabı (r.a.): Kalbimin huşu ve huzuru için mürşidime "Emir" buyurmanızı niyaz ederim der; Sonra sadatlara dönerek Ya Sadatın ervahları, kalbimin huşu ve huzuru için mürşidimden "Rica" da bulunmanızı niyaz ederim diye yalvarır.

7- ÖLÜM RABITASI Fatihaların hediyesinden sonra feyzin geldiğini kabul eder, lakin kalbin bu feyzi almasına mani (mal, evlat gibi) unsurlar olduğunu düşünerek, bunların vesvesesinden kurtulmak için ölümünü tefekkür eder. Yani yatağında ölmek üzere can çekiştiğini düşünür ve bunu fırsat bilen şeytanın imanını çalmak için baş ucunda hazır olduğunu hisseder. Mal, akraba ve çocuklarından şeytanın vesveselerine karşı yardım ister fakat yardım göremez. Bunun üzerine bir rabıta ile sa-datın himmetinin son nefeste kendisine ulaştığını ve şeytanın defolduğunu tefekkür eder. Bu rahatlık içinde ruhunu Azrail (a.s.)'a teslim ettiğini düşünür. Sonra insanların cesedini yıkadığını, kefenlediklerini, namazını kıldıklarını ve kendisine dua ettiklerini düşünür. Allah dilerse duaları kabul eder, dilerse etmez düşüncesiyle iyice içtenlikle Rabbine sığınır. Sonra tabutunun kabristana gittiğini ve insanların kendisini kabre bırakarak dostlarının üstüne toprak serptiklerini düşünür. Sonra dostları ayrılır ve sorgu melekleri gelir ."Suallerin cevabını ancak Allah'ın yardımı ve Sadatın himmetiyle cevaplandırmak mümkündür. Anlaşilan odur ki; dünya ve ahirette insani ancak ve ancak Allah sevgisi ve Sadatlann himmeti kurtarabilir. Onun için insan kalbini sadata çevirmelidir.

8- MÜRŞID RABITASI Bu rabıta sırasında üstadı gayet azametli ve heybetli olarak hayal etmek gerekir. Sofi şeyhin kendisini reddetme korkusu ve kabul etme ümidi ile medet iste-'yen bir kalble mürşidini rabıta eder. Kendisini mürşidinin huzurunda tasavvur eder. Mürşidin şeklini (ru-haniyetini) hayalen gözönüne getirir. Hayalinde canlandırdığı mürşidinin iki kaşı arasında çıkan çok beyaz ve şeffaf süt gibi bir nurun ve feyzin kalbine veya ağzına aktığını sonra genişleyerek, o nurun ve feyzin bütün vücudunu kapladığını düşünür. Letaiflerine mürşidinden nisbet getirmeye çalışır. Bu şekilde on-onbeş dakika bekler. Kafi miktarda oturduğuna kanaat getirip kalkacağı sırada, adabı yaparken yapmış olabileceği hata ve noksanları için 25 estağfirullah söyler, sünnet üzere yatar.

SEKİZ ŞARTIN EDEPLERİ

* Tarikat alan bir kimse sekiz şarti yapmamiş ise, yapmasi için zorlanmaz.
* Şartlar yatsi ile sabah namazi arasinda yapilmalidir. Çok zaruret varsa gündüz de yapilabilir. Bu gece yapmaya hiç imkani olmayanlar içindir.
* Şartlar, tevbe alindigi günün gecesi yapilmalidir veya ilk firsat buldugu gece yapmalidir.
* Şartlari yapan kimsenin gusülden sonra güneş dogana kadar konuşmasi, yemesi yasaktir. Oruç tutanlar sahur yemegi yiyebilir. Unutarak konuşulur ve yenilirse bir şey lazim gelmez. Namaz kilabilirler.
* Şartlar yapilirken bilerek bir kusur, noksanlik yapilmişsa ikinci bir defa şartlari yapmalidir.
* Şartlari yaparken Fatiha'yi bilmeyenlere gerek namaz esnasinda gerek Sadatlara hediye edilecegi zaman yaninda oturan kimse yüksek sesle Fatiha'yi okur o da tekrar eder böylece vazifesini yapar.
* Şartlan yaparken gusülden sonra abdesti bozulsa, guslü tekrarlamaz yalniz abdestini yeniden alir. Kaldigi yerden devam eder.
* Şartlari yapanlardan bilmeyenlere hatme, rabita talimati verilir. Sadatlarin isimlerini ezberleyenlere vird talimati da verilir. Istemeyenler talimat için zorlanmaz.
* Şartlan yapanlann bir miktar yatip uyumaya çalişmasi lazimdir. Hiç uyumayanlarda en az 15 dakika yatar kalkar. Uyumak insanin elinde olmadigi için bir şey olmaz.
* Şartlari yaparken uyuyakalip tamamlayamayanlar yeniden yapmalidirlar.
* Şartlari yapacak kimse o gece şartlara başlamadan önce nafile ibadet yapabilir. Şartlar arasinda nafile ibadet yapmaz. Şartlan tamamlayip belli bir miktar uyuduktan sonra yapabilir. Ama o gece nafile ibadet yapmamasi daha uygundur.
* Sadece kör olan kimseye talimat verilir, şartlar tam istenir.
* Tarikat tazeleyen usta sofiler en kısa zamanda şartları yapmalıdır. Aksi takdirde zararlıdır.
* Hiç yerinden kımıldamayacak kadar hasta olan kişi sekiz şartı yattığı yerden yapar. Abdest gusül yerine teyemmüm yapar su kullanmaz. Diğer maddeleride yattığı yerden yapar. Namazı ima ile kılar.
* Sekiz şart yapmiş kadinin emzirdigi çocugu varsa mümkünse biberonla süt verir olmazsa emzirir.

RABITA

Rabıta kalbin mürşide bağlanmasıdır.
* Rabıta "Sadık" larla beraber bulunmak demektir.
* Rabıta Sadatlara kadar uzanan, onlara bağlayan manevi bir bağdır. Nasıl ki zahiren huzurlarına vanlıyorsa rabıta ile de onların huzuruna varılır.
* Fayda ancak manevi tasarruf ve rabıta huzuru ile olabilir.

RABITANIN ÇEŞITLERI

a) Mürşidinden uzakta iken:
* Gözler yumulur
* 25 Estağfirullah denir, sofi kendisini mürşidinin huzurunda tasavvur eder. Mürşidinin suret ve hayalini (ruhaniyetini) gözünün önüne getirir. Sofi kendi iki kaşı arasında bir gözü varmış da oradan mürşidini görüyormuş gibi bir nurun ve feyzin kalbine veya ağzına aktığını, daha sonra genişleyerek bütün vücudunu o nurun ve feyzin kapladığını düşünecek, devamlı olarak mürşidinden bütün letaiflere nisbet getirmeye çalışacaktır. Kafi miktar oturduğuna kanaat getirince 25 Estağfirullah der kalkar. Gözlerini açar. b) Mürşidinin Huzurunda Rabita Gözler yumulur 25 Estağfirullah denir. Sofi mürşidinin huzurunda kalbini Allah (c.c.)'ın nisbetinden fakir görüp, mürşidini ise Allah (c.c.)'ın feyzi ve nisbeti bakımından çok zengin görecektir. Bu ilmi yakine kavuşan sofi kalbini mürşidinin önüne açarak devamlı olarak mürşidindeki feyze talip olacaktır. Sonra 25 Estağfirullah der gözünü açar.

RABITA EDEPLERİ
* Rabıta abdestli olarak yapılır.
* Rabıta anında abdest bozulursa rabıta terkedilir. Rabıta vakti çıkmamışsa tekrar abdest alıp rabıtaya oturulabilir.
* Rabıta en az 5 dakika olmalıdır. Beş dakikadan sonra ne kadar devam edilirse o kadar menfaatli olur. Otuz, altmış dakika uzatılabilir.
* Rabıta tamamen terkedilmemelidir. Az da olsa yapılmalıdır. .
* Diğer manevi rabıtalar akşam ders rabıtasından başkadır.
* Ders rabıtası akşamla yatsı namazları arasında yapılır. Fakat Ramazan ayında öğle ile ikindi namazları arasında yapılır.
* Ders rabıtasını vaktinde yapamayanlar başka vakit yapamaz.
* Rabıtanın kazası olmaz.
* Seyahatte rabıta terkedilebilir, yapılması efdaldir.
* Seyahatte taşit içerisinde (uçak-taksi-otobüste) ders rabitasi yapilabilir.
* Mürşidini hiç görmemiş olanlara rabita talimati için mürşidinin resmi gösterilebilir.
* Tarikat alıp sekiz şartı yapanlar rabıta talimatı alıp Öyle rabıta yapmalıdırlar. Rabıtayı erkek ve kadınlar hepsi Seyyid Abdulba-ki (k.s.) hazretlerine yaparlar. (Bayanlar S. Abdülbaki Hz.lerinin yüzü yerine nur veya ayın parlaklığı gibi perdeli bir durumda rabıta yaparlar) Herhangi bir mazareti olanlar, konuşmaksizm gözü açik olarak rabita yapabilir. Acil işi olanlar (seyahat, nöbet mesai gibi) 25 estagfirullah çeker, gözleri açik olarak yaparlar. Yalniz bu sirada konuşmamalidirlar.

VİRD VE VİRDİN ADABI

Evrad-ı Nakşibendiyenin tümü, en büyük zarara sebep olan nefsi yoketmek (sindirmek) içindir. Virdde her Fatiha hediye edildiğinde sadatın ervahı orada hazır olur. Sadatın ervahı ile beraber Peygamber (s.a.v.) ve Al ve Ashabının da ervahı hazır bulunur. Dolayısıyle sofi onlar tarafından tanınmış olur. Tanınınca da dar zamanlarında yardımına yetişirler, sevgileri kazanılmış olur, hatmede de böyle olur. Sofi günde iki defa bir hatmede bir de "vird" çekerken sadatın ruhaniyetini hazır edip nazarı altına girmelidir. Günde bir veya iki defa Sadatın nazarı altına giren kimse için korku olmaz. Sadâtı Nakşibendi onu bırakmaz. Peygamber (s.a.v,) onu yalnız bırakmaz.

VİRDİN ÇEŞİTLERİ

1-KÜÇÜK VİRD

Sadâtı Kiramın isimlerini ezberleyemeyenlere verilir.
a) İhlası Şerife
b) Subhanallahı Velhamdülillahi ve Lailahe illal-lahu Vallahu Ekber, Vela havle vela Kuvvete illa Bil-lahil aliyyil Azim.
c) Salavatı Şerife Başlangiçta zikirlerin herbirinden 70 şer adet verilir. Istendikçe her defa 20 şer 20 şer arttirilir. Her birisinden 700-1000'e kadar çikilabilir.
*Çekimi vird adabına uygun olarak kıbleye doğru abdestli oturulur. nır. -Başlagiç ve sonunda 25'er Estagfirullah söyle-
1- Bu virdin tesbihatı dil iledir. - Başa örtü almak gerekmez.
2- Lafza-i Celal Virdi: Abdestli olarak kıbleye dönülür. Başa bir örtü alınır. Adap üzere oturulur. Sonra şöyle tefekkür edilir. " Yarabbi ben günahkarım. Bunun için senin zikrini yapmaya layık değilim. Sonra gözler yumulur. Hafif bir sesle
1. 25 estağfirullah denir.
2. 8 fatihayı şerif okuyup sekiz şart adabında yazılı olduğu yerlere hediye edilir.
3. 3-5 dakika mürşidine rabita yapilir.
4. 5000 defa "Allah (c.c.)" demek.
Rabıtadan sonra:
a) Ağız kapalı
b) Dil üst damağa yapıştırılmış bir şekilde
c) Kalbi olarak zikre başlanir. Zikir teşbihi kalb üzerinde sag elin baş ve orta parmaklan arasina alinir. Baş ve orta parmak uçlari bitiştirilip kalbin üstüne dokundurulur. Şehadet parmagi ile tesbih hareket ettirilir. Her yüzün (teşbihin bir devri) sonunda "ilahi ente maksudi ve rizake matlubi" (ilahi dilegim zatinin sevgisi, amacim rizana kavuşmaktir.) denir. 4. Sonunda veya teşbihten kalkilmak istendiginde 25 Estagfirullah denir ve şöyle tefekkür edilir. Ya Rabbi, senin zikrini yaptim ama gafletle yaptim. Sen kendi fazlin ve ihsaninla benden kabul buyur, der ve gözler açilir. Zikir için iki tesbih kullanır. Birisi piyasada satılan normal tesbih diğeri istenirse 50'lik sayı tesbihidir.

VIRDDE RABITA ADABI

a) Mürid virdin başlangicinda mürşidini kendisine feyiz verici olarak düşünür.
b) İlk estağfîrullahtan sonra mürid kalbinin huşu ve huzuru için mürşidinden yardım talebi için rabıta yapar.
c) Her yüz de bir "ilahi ente maksudi ve rizake matlubi" den sonra davasında sadık olabilmesi için mürşidinden yardım isteyecektir.
d) Son estağfinıllahtan sonra ise virdinin kabul olması için mürşidinden yine yardım isteyecektir.

VİRDİN ADABI

* Abdestli olarak kıbleye dönülerek yapılır.
* Vird esnasında abdest bozulursa vird terkedilir. İstenirse abdest tazelenip tekrar oturulur veya başka bir vakte tehir edilir.
* Yapılmayan günün virdi kaza olmaz. Vird çekmek için en efdal vakit sabah namazı sonrasıdır. Veya farz namazları müteakiben yapılandır. Akşam ile yatsi arasi rabita vakti oldugu için vird çekilmez ama rabitadan sonra kalan vakitte çekilebilir. Vird için kerahat vakti yoktur. Güneş dogup batarken ve ortada iken çekilebilir. Vird çekme süresi birgün içinde başladigi saattten ertesi günü ayni saate kadardir. Her şahis başlangiç zamanina kendisi karar verir. Ertesi gün ayni saate kadar istedigi zaman çekilir. Vird istenirse verilir, zorla verilmez. Adapsızlıktır. Vird mürşide danişilarak 21000'e kadar vekiller-; den artirilabilir. Alınan vird vekilce indirilebilir veya zaruret varsa terkettirilebilir. Vird gizli, kalbi çekilir. Açıktan sesli çekilmez.
* Her yüz de bir "ilahi ente maksudi ve rızake matlubi" derken dil yerinden oynar ve hafif bir sesle söylenir.
* Vird tesbihi tek tek ve süratli çekilmelidir. Kasden üç-beş teşbih atlayarak çekilmez.
* Vird artırmak isteyenler mürşidine veya vekile müracaatta bulunmalıdır.
* Şehadet parmagi olmayanlar veya sag eli olmayanlar sol elle vird çekebilirler.
* Ayaklan uzatarak vird çekilmez. Zaruret varsa olabilir.
* Vird esnasında herhangi bir tecelliyat olursa vird terkedilmez.
* Şeyh huzurunda hizmet edilirken, dergahtaki hizmette vird terk edilebilir. Mümkünse boş zamanlarda çekilebilir.
* Seferde imkan olursa vird çekilir yoksa terkedilir.
* Kamu görevlisiyken vird-rabıta-hatme terkedilebilir, imkan olursa yapılır. Acil işler olsa dahi, derse oturup fatihalari okuyup bir kaç yüz veya bin vird çekmesi hiç yapilmamasindan iyidir. Vird bir kaç bölüme ayrılabilir. İlk bölümde Fatihalar okunur sonraki bölümlerde okunmaz. Diğer bölümlere başlarken ve biterken 25 Estağfirullah ile rabıta yapılır. Vird çekerken sayı teşbihinin nerede kaldığını unutan kimse aklına gelen en az sayıdan başlar. Tarikat tazeleyenlerin vird talimatlarını yeniden almalarına lüzum yoktur. Unutmuş ise alabilirler. Virde oturuş adabi, sag kalçayi yere koyarak, aksi teverrük oturuşu ve bagdaş kurarak oturuşdur. Dizleri rahatsız olanlar vird esnasında oturuş şekillerini değiştirebilirler. Vird esnasında zaruretsiz bir yere dayanmak adapsızlıktır. Vird somya-sedir gibi yüksek şeylerin üzerinde yapilmamalidir. Saglik tehlikesi varsa yapilabilir.
* Vird esnasında üstüne örtü almak adabtandır. Lakin örtü olacak bir şey bulunmaz veya sıcaklık fazla olursa Örtü alınmayabilir. Fakat duvara yakın oturup duvarla kendi arasından bir insan geçemeyecek kadar mesafe kalmalıdır.
* Letaif virdi şeyh hazretlerinden istenir.
* Letaif talimatı Şeyh hazretlerinin (k.s.) emri ile verilir.
* Bir sofi virdini zaman zaman terk etse veya hep terk etse, hiç virdi yoksa bile o yine sofidir. Tarikattan düşmez.

LETAİF VİRDİ

Letaif Virdi; iyi kulak veriniz! Her cesedde bir kalb vardır, o kalbde bir gönül vardır. O gönülde bir sır vardır, o sır da bir hafi vardır O hafi'de bir Ahfa vardır, işte Ben bu Ahfadayım. (Hadisi Kudsi) Letaifler insan vücudunda yer alırlar. Alemi Emirdendirler. Bunlar görülmezler, hissedilmezler. Yerleri Allah (c.c.)'uı arşının üstündedir. İnsan nefsinin arzularına uyunca letaifler hakiki vazifelerini unuturlar. Letaifler ancak Lafz-ı Celal çekildikten sonra hakiki görevlerine dönebilirler.

LETAİFLER VE İNSANDAKİ YERLERİ:

KALB:
Yeri sol memenin dört parmak altındadır. Huzur ve tecelliyatla görevlidir. Nuru sarıdır.

RUH:
Yeri sağ memenin dört parmak altındadır. Allah (c.c.)'ın muhabbeti ve cezbeyle görevlidir. Nuru kırmızı renktir. SIR: Yeri sol memenin iki parmak üstüdür. Vahdeti taleple görevlidir. Nuru beyaz renktir.

HAFİ:
Yeri sağ memenin iki parmak üstüdür. İstiğrak olmakla görevlidir. Nuru siyah rengindedir.

AHFA:
Yeri göğüs kafesinin üst ucundaki boyun çukurunun iki parmak altındadır. İzmihlalle görevlidir. Nuru yeşildir.

NEFS:
Yeri iki kaşin ortasidir. Nuru mavi renktir.

LETAİF VİRDİ ÇEKİMİ

1- Lafza-i CelaTin kalb üzerinde çekilmesi gibi her bir latife üzerinde de Lafza-i Celal çekilir.
2- Fatihaların hediyesi ve istimdat talepleri Lafza-i Celal virdinin aynısıdır.
3- Letaif virdi 21.000'den başlar. Bu rakam 6 latifeye bölünüp her birisi için çekilecek rakam bulunur. Her latifede 1000'er çekilir. Herbir turda 6000 çekilmiş olur. 25000 çekecek olan 4 turda 24000 bin çeker geriye kalan 1000"i de her letaife 100 çekerek tamamlar. Sonra kalan küsuru 400'ü her tarafa 33 çekerek bir turda 200, iki turda 400 olur tamamlanir. Letaif virdinde, letaiflere virdin taksimi önce 1000'er 1000'er taksim edilir. Kalan kurtarırsa 500'er 500'er taksim edilir. Kalan kurtarırsa 100'er 100'er taksim edilir. Kalan olursa 33'er 33'er taksim edilir. Önce 1000'likler, sonra varsa 500'lükler, sonra 100'lükler, sonra 33'lükler çekilir. 1. Örnek: 29 bin virdin taksimi Binlikler x 6 = 6.000 6000 x 4 tur = 24000 Kalan 29000-24000= 5000 500 x 6 = 3000 Kalan 5000 - 3000 = 2000 100x6 = 6001. tur 600x3 tur =1800 Kalan 2000- 1800 = 200 33 x 6 = 198 yani 200 tamamlanır. 24000 + 3000+1800+200 1000 lik, 5000 lik, 100 lük, 33 lük toplam = 29000 4- Letaif virdi sırasiyle önce kalb, sonra ruh, sonra sır, sonra hafi, sonra ahfa, sonra nefs üzerinde çekilir.

HATME-I HACEGAN

Sadat-ı Nakşibendi yanında hatme çok kıymetlidir. Hatmesiz kalınmamalıdır. İnsan Nakşibendi olduktan sonla nerede bir hatme yapılırsa hissesi içindedir. Bir defa hatme bir de vird çekerken sadatm ruha-niyetinin nazarı altına girmelidir. Tarikate girip de mazeretsiz olarak evde oturup da hatmeye girmeyen kimseyi ne Peygamber (s.a.v.) ne Sadat-ı Kiram tanır. Camiden ve hatmeden uzak kalmayınız.

BÜYÜK VE KÜÇÜK HATME:

Hatme cemaatin durumuna göre büyük veya küçük olarak yapılır. Cemaatte "Elamneşrahleke" süresini ezbere bilen 11 kişi varsa büyük hatme yapmak caiz olur. Yapılmazsa bid'at olur.

HATMEDE RABITA ADABI

1- Hatme esnasında kalbin huşu ve huzurlu olması için sofi mürşidine kısa istimdadi bir rabıta yapmalıdır. 2- Hatme duasında isimleri okunan sadatlar hat-mede oturanların hediyelerini mürşid hazretlerine teslim ederler. Bunun içindir ki gözler açılmadan evvel sofiler hediyelerden mahrum edilmemeleri için mürşidinden yardım isteyecektir.

HATMENİN ADABLARI:

* Sofi bir günde iki hatmeye katılamaz. İki hatme idare edemez.
* Diğer Nakşibendi tarikatında olanlar bizim hatmemize katılabilir. Bizde onların hatmesine katılabiliriz. Katılman hatme sesli (cehri) olmamalıdır.
* Diğer bir Nakşibendi tarikatında hatmeye katılan bir kimse aynı gün kendi tarikatımızın hatmesine katılamaz. Çok büyük adabsızlıktır.
* Abdestsiz hatmeye oturulmaz.
* Abdest bozulduğu takdirde hatme terkedilir. Abdest alınınca hatme duası başlamadan evvel tekrar oturulabilir.
* Hatme idarecisinin abdesti bozulduğu takdirde hatmeye devam etmez. Hatme yaptırmasını bilen bir başkası devam eder. Abdestini tazeleyip hatme duasından önce yetişebilirse isterse tekrar hatmeyi idare eder veya sükut edip hatmeyi dinler.
* Tarikat tazeleyen sofiler' sekiz şarti yapmasalarda hatmeye katilabilirler.
* Hatme; taş, teşbih taneleri veya benzeri sert bir cisimle yapilir. Teşbihin ipligi koparilip taneleri serbest kalinca ancak teşbihle yapilir.
* Hatme duası okunmaya başlanmamışsa hatmeye katılınabilir. Dua başlamışsa artık hatmeye katılınmaz.
* Hatme başlangicindan sonuna kadar gözler kapalidir. Açilmasi kesinlikle yasaktir. Ikaz edildigi halde gözlerini açan olursa taş dagitici onu hatme yerinden dişari çikarir.
* Hatmeye küçük çocuk katılamaz.
* Yeni tarikate girip şartlari yapmayanlar katilamaz. Şartlan yapip hatme talimati almamiş olanda katilamaz.
* Hatme yaptıran hatmede sırtını kıbleye dönüp oturmalıdır.
* Hatmede iken acil bir ihtiyacı çıkan hatmeden çıkabilir.
* Hatme duası okunurken Resulullah (s.a.v.) Sahabe ve Sadatın isimleri zikredilirken onlarla ilgili salat ve tazim cümlelerini hafif dille söylemelidir.
* Hatmeye başlandiktan sonra ve duadan evvel giren kimse hatme halkasinin arasina veya ortaya oturur. Gözlerini kapatarak 25 Estagfirullah söyler. Bu durumda önceden kendisine taş verilmedigi için hiç bir şey okumaz. Rabitada kalir.
* Hatme için kerahat vakti yoktur.
* Bir yerde hatme yaptıracak kimseye ihtiyaç olursa vekil bunu seçebilir.
* Açık arazide hatme yapılmaz. Ancak kimsenin göremiyeceği tenha bir yerde yapılabilir. Etrafı örtü ile çevrilmesi mümkün ise yapılmalıdır.
* Hatmede ikindiden sonra "Amme", yatsıdan sonra "Mülk (Tebareke)" okunur. Bilinmeyen süre yerine başka kısa bir süre okunur.
* Hatme tek başina da (küçük hatme) yapilabilir. Tabiki bütün tesbihati tam olarak yapacaktir.
* Tek kişi hatme yaparken ipi kopanlmamiş saglam teşbihle yapmaz. Ipini koparip yapar. Çok zaruret olursa bagli teşbihle de yapabilir.
* Hatme yaptıran duayı ezbere bilmiyorsa gözünü açıp kitapdan okuyabilir. Okumaya başlamadan evvel ve sonra ise gözler kapalı olmalıdır. En kısa zamanda dua ezberlenmelîdir.
* Küçük hatmede ilk ve son fatihaları okuyacak olan hatme başlamadan önce tesbit edilirler.
* Küçük hatmede hatme duası başlarken, hatmeyi yaptıran elindeki taşlan önündeki kaba bırakır ve sağındakine verir. Oda yine sağındakine verir, böyle sıra ile taşlar toplanır.
* îki kişi hatme yaparken önce imam 4 diger şahis 3 Fatiha okur. ikinci Fatihada imam 3 digeri 4 Fatiha okur.
* Üç kişi hatme yaparsa imam 3 digerleri 2 şer Fatiha okur (önceki Fatihada) sonraki Fatihada imamin solunda oturan 3 digerleri 2 şer okur.
* Küçük hatmede Fatiha taksimi başlangici önce imamdan, 2. turda ise imamin solundaki şahistan başlayarak yapilir.
* Hatme yapanlar yediden fazla ise ikinci Fatihalarda imam okumaz.
* Büyük hatmede taş dagiticisi bulunmasi adaptandir.
* Büyük hatmede taş dagitici taşlari sagdan itibaren başlayarak dagitir. Ihlasi şerif taşlarini ise soldan başlayarak dagitir. Hatme duasi başlayacagi zaman taş dagitici taşlan sagdan başlayarak toplar.
* Büyük hatmede on adet işaret taşi kullanmak adaptandir. Kullanmamak adapsizliktir.
* İkindi ve yatsı hatmelerine katılamayan kendi başına veya evinde yapabilir.
* Sofi kendisine nikahı düşmeyen kadınlarla hatme yapabilir.
* Açık (sesli) zikir yapan tarikat mensupları sekiz şartı yapmadan büyük ve küçük hatmeye giremezler.
* Kardeş hanimi, baldiz gibi kimselerle hatme yapilamaz.
* Hatmedeki manevi görüntüler imkan olursa Şeyh hazretlerine anlatilabilir.
* Hatmede arkaya, sağa, sola veya herhangi bir şeye dayanmak, yaslanmak adapsızhktır.
* Hatmede halka şeklinde dizler birbirine bitişik adap üzerine oturulur. Mazereti olanlar serbesttir.
* Taşlarin dagitimi tek sayida olarak üç-beş-yedi yapilir. Mazereti olanlara az taş verilebilir (çocuk, hasta gibi).
* Taş dagitan, 25 Estagfirullah deyip gözler kapatilinca taş dagitma vakti gelince yerinden kalkar vazife bittiginde gelip yerine oturur. Böyle yaparken herhangi bir şey okumaz. Çünkü görev yapmaktadir.
* Hatme esnasında kendisine taş verilen kişinin ab-desti bozulursa elindeki taşlan yanındaki kişilerebırakarak dışarı çıkar. Hatme duası okunmadan geri gelirse uygun bir yere oturur. Hatmeyi tamamlar.
* Hatme duasını yaparken sadatların manevi unvanlarının bazı kısımlarını unutan kimse, o sadatın ismini zikredip geçebilir. Diğer sadatın duasını okur.
* Hatme yapılan yerde uyuyan kimse çocuk olursa zarurete binaen hatme yapılır.
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:


toplist Muzik Dersi TK | Mümin Sarıkaya | Müzik Dersleri | Müzik Eğitimcileri Dursun Aslandoğuş Müzik Öğretmenleri Müzik Dersleri